29 Ağustos 2009 Cumartesi

Ve HePiMiZ ÇoCuKTuK OYuNDa, DüŞüNCe DiZLeRi KaNaYaN.. YeRÇeKiMiNi ÖĞReNDiK KaLDıRıM TaŞLaRıNDa!


. . .
İnsanların bulunduğu akvaryumu izledim durdum kendi okyanusumda…
İzledim, tanılar koyarak kendime…
tanımlamaya çalıştım kendimi…

Bir rüyadan geriye kalan sayıklamalarım…
Bilinçaltında gizli kalan, zaman zaman açığa çıkan bastırılmış duygularım…
Şalterleri indirilmiş, ışıklı bir karanlıkta, titrek bir mum aleviyim önümü gördüğüm kadarıyla…
Ve ben, soluk çizgi film karakteriyim arka planda kalmış!
Bir ustanın dediğince;
"Kimse bakmaz sessizce kırılan aynaya.
Yokum!
Artık kimse bilemez kimdim ben karşımda."

Korkularım…
Boşluğa düşerken adım adım, aşağıya bakamama. (yükseklik korkusu)
Nefes alma zorluğu çektiğim, gittikçe küçülen odalarda daralan yalnızlığım!
Elinden tutanlar bir bir bırakınca, kaybetme korkusu yerleşir içine.
Lunaparkta unutulan çocuk gibi…
Yüz hatları aniden değişen, arayış halinde olan çocuklar…
Dünyanın, üstüne üstüne geldiğini hissedersin ve korkuların gelir çıkar birden!
Ve hepimiz çocuktuk oyunda, düşünce dizleri kanayan…
Yerçekimini öğrendik kaldırım taşlarında!

Kaybettiğin her şey "dolmayacak yer hissi" verir sana.
Ruhundaki oyuklara bakarsın saatlerce…
İkamet kendindir her zamanki gibi…
Her yitirişinde bir adım daha yaklaşırsın henüz bulamadığın kişiliğine!
Ve hücrelerin biraz daha yaşlanır.
Peki, bilmediğin sebepler yüzünden sen hiç yaklaşmak zorunda kaldın mı kendine?
mete tan

2 yorum:

Tripsin dedi ki...

anlıyorum ve devam etmek istiyorum..

En Sevdiğim Şey dedi ki...

dizlerimde ve dirseklerimde çocukluğumun izleri var, kanayan yaralardan kalan.. keşke her kanayan yara bu tatta olsa:...