13 Ağustos 2009 Perşembe

Ruhu Serseriler Bir Zamanlar Yaşar



Biliyorum her şey güzel olacak ama ben olmayacağım…günler beni zamana göre erken, kendime göre geç bir vakitte götürecekti,geçecektim…


Hiçbir toprağa katkım olmadığı halde toprak için çabaladım bazen. ömrümün en heyecanlı günleriydi.ama biliyordum hepsi silinecekti. Bahar geldiğinde küçük limon çiçeklerinin açtığını seyretmeliydim.doğu’mun narin,sefil ovasını seyredip kendime bir hayat kurmalıydım. ama karmaşa, yok olma ve heyecan tatma tutkum oldu.aptal olduğumu düşünüyorsanız, ben en büyük aptallığımı ölümün var olduğunu anladığımda yaşamaya devam etmeyi seçerek yaptım.

Bütün gece şarkı dinleyip hayal ediyordum.eskiden bu kadar yalnız değildim. kendime güvenim arttıkça yanımdakilerin sayısı azaldı. halbuki bundan önce bir yoldaşımla yollara ev kurmuştum. ben de onda olmayan, onda bende olmayan bir şeyler vardı. zamanla eksiklerimizi görmezden gelip yaralarımızı saklayınca birbirimizden artık farklı yaşamlara sahiptik, hepsi bitmişti.



Söylediklerimi beynimden çıktığı gibi anlatmak için gecelerce okudum.. sonuçta 31 yaşında bir miyoptum ve sigara öksürmeme sebep oluyordu. bir sürü uyuşturucuyu bilmeme rağmen hiçbirini kullanmamıştım.göründüğünden farklıydım. her şeye sahiptim 33’ümde.aittim.oysa aidiyetsizken mutluydum diyemem ama daha iyiydim.. ruh ikizim bir kadın ve bana hiç benzemeyen bir bayım vardı. bunalınca sevişiyor, doyuma biraz yaklaşınca ruh ikizimle hayatı sokaklarda tanımaya çabalıyorduk.



Hiçbir işe yaramadığımın farkındaydım... zordu.. karşı olmak, yetkilenmek. vicdan azabım beni her şeye köle etmeye zorluyordu. tanrıyı seviyordum. vazgeçemeyeceğim tek şeydi.. fakat sevdiklerim için bir şey yapmadığım gibi onun için de kılımı kıpırdatmadım. biliyorum hep bunu bekliyordu benden.zaman geldiği gibi gitmeye alıştı sonra.



Vicdan azabımın diğer bir ismi ise babamdı. ne yapsam ondan kurtulamayacağımı anladığımda onunla yaşamaya başladım. bu acıyı çığlıklarımın karşılık vermemesi sonucu kabullenmiştim. bu; urla yaşamaktan farksızdı.gittiğiniz her yerde sizi yaralıyordu. ama ur en azından somuttu.zamanla yok edebilirdiniz. ya da sizi öldürürdü ama ben bununla yaşıyordum. tercihim bir süre daha içmekti…



Biliyordum takımımdan hiçbiri mutluluğu keşfedemeyecekti. bu yüzden kendim aramaya çabaladım. ’Umutsuzlar ordusu’ olarak devam etmek tembel oluşumuzdandı belki. Görünüşte hiçbir anlamım yoktu... Bir süre sonra sadece içerek düşünmekten de vazgeçtim.


İnsanlarla konuşuyor on beş dakikada onların hayatlarında vazgeçilmez biri oluyordum. ilk başlarda kendimi onlardan korumaya çalışmam aptalcaydı.en büyük cevher insan olsa da yine en büyük katil de oydu.



Ölmekten yana sorunumu halledince tanıdığım herkesi sevdim. hiç biri umrumda olmadı. istediklerinde elimdeki sigarayla yanlarındaydım. Bir üre sonra biseksüel olmuştum. beni evine çağıran ve seviştiğim her adama, kadına acıdığım için yaklaşmıştım. kendini küçük düşürmenin en iyi yoluydu.denedim, yanılmadım. beş paralık onurum zevkliydi..



Dost dediklerime ise asla dokunamadım. ilk kez kaybetmekten bay erotica ile tanıştığımda korktum. onu ne kadar itsem de böyle birine ihtiyacım vardı.zayıftım. derimi kesiyordu o ve kendi derisini bana yapıştırıyordu. ’O’ olmak hoşuma gidiyordu.onun içini açtıkça kendimle yüzleşiyordum. Onu tanıdığım an biraz yavaş gitmem gerektiğini anladım. yavaşladım. daha sakin nefes alıyordum artık. zaman elimdeydi. kaybetmeyi yavaşlatabilirdim elbet ama durduramazdım. Bir gün kayıp gitmişti... Sefil Tanrı!..



Yaşamaktan zevk alıyorum. Ben zevki küçümsüyorum. zevk almak için yaşayacaksam bu; yaşlanmak, zamanla algılarını ve kendini kaybetmek demekti…



Ahiretin varlığına inandığımda yaşamaya ve kötülüklere önem vermedim. çirkin ruhları yarıştırmanın manası yoktu.



Ne olarak ölmek istediğime karar vermek biraz zordu.ah gençliğim.. onu her şekilde kullanmak istiyordum. çünkü o enerjiyle şey- hiç olabilirdim.. o vakit nihilizm beni orgazm etmeye başladı. sorun şu ki; şiire kitaba ve insana hiç sığınmamıştım… Nihilizm’le sevişince sonumun yaklaştığını hissediyordum. tahmin ettiğimden de daha yakındı o ‘zarif son’.



Yine böyle bir duyguyu hissettiğim an neden yaptığımı bilmesem de isteyerek ve bilinçli olarak biriktirdiğim hapları yutmuştum. haplar karnıma bir iç ağrıyla indiğinde hiç kimseye veda mektubu yazmadım- insan tek olarak vardır-kimseyi aramadım, miras bırakmadım- yoksul bir hayat yaşamıştım- . pişman olup ambulans çağırmadım.son arzum ’bir şey’ olmadı. sadece bütün gün grubumla dolaşmış yiyip sıçmıştım dünyaya. yorgundum ve tanrıdan biraz uyku dilenmiştim. İlk kez bu uykumun ; son uyku, son rahatlama, görebileceklerimin son rüya olduğunu biliyordum. bunun zevkiyle ölüyordum. kusursuz ölüm diye buna derim!..


Alkış kopar, durdu... bir gün var olduğum sorunu kimsenin aklından geçmez.yaşamak çılgınlık ve yazmak; Tanrı’ya karşı en büyük utançtır. bunlara anlam vererek sonsuz uykumda kendimi tatmin ettim. Ve şimdi müziğim çalarken artık ben bir ölüyüm…



ROCK feat. FELSEFE

1 yorum:

Kalemiti (En hakikisinden ama...) dedi ki...

Bu kadar iyi kendini ifade eden biri profilinde "herkes" e, "herkez" dememeli:)Mahsus mu yaptin acaba?